Kasım 28, 2009

cemil

ne birası cemil, benim adım sevim.

Kasım 21, 2009

evrimi yolda kalmış cücük akıllı, insan silüetinde, solucan yuvası, insan yavrularına duyuru

bana bak cücük beyinli, kuş timsalli, armut zihniyetli, irikumu yavrusu

aklını başına, pılını pırtını çiçek bahçeli odana al, dön evine. gölgeni, insanımsı hallerini, çemçük ağzını, laflarını topla, dön kıçını yürü yerine. yerini yurdunu bulamamışsan, yerini yurdunu bulmuşlara dalaşma, şipşirin şekerliğine sarmaladığın çirkefliğini al, popo kıllarının arasına sakla. insanları, insanımsı görünüşünle aldatmaya çalışma. aldattın, aldandıkça aldatıldın, bi türlü olduğun yerin insanı olamadın. bunun tek sorumlusu sensin. bi fantezinin dalına tutunmuşsun, aciz görüntünü vitrinde iyi bi şeyler varmış gibi sergileme çalışmaların hayrolsun ama sıçtırtma çarkına, defol burdan ne olursun.

çok ciddi söylüyorum,

pılını pırtını alıp gitmişsin, geri dönme hayallerin artık sokaklara düşmüş, 5. sınıf fantezilerinle ortada kalmışsın. işine gücüne bak, ya da naparsan yap. işi gücü olanlara bulaşma, onları rahatsız edecek "sevimli" görüntülerini nerende sergilersen sergile, artık dön evine, kendi yoluna bak. onun bunun mekanlarına gölgeni yollama fantezinden vazgeç, kaybettiğin ruhun burada değil. kendini nerde kaybettiysen oraya git, bununla uğraş.

son kez söylüyorum,
senden vazgeçmiş, senin de vazgeçtiğin insanların hayatlarından çık, git artık! kendi hayrına, bi karar ver, o kararın insanı ol, içindeki çürümüş solucanları nasıl imha edersen et, ama artık bu insanlara bulaşma, defol git aslında hiç olamadığın bu yerlerden.

bir şeyden emin ol,
her şeyi görüyorum, hissediyor, anlıyorum.

aklını başına topla.
samimiyetinden bi an emin olsam, bunları hiç söylemezdim. çünkü beni ilgilendirmezsin.

yine de sen bilirsin.

toplarsan ne ala, toplamazsan, gün gelir elbet biri bunları sana tekeer tekeeer toplatır. emeğine, vaktine yazık be yavrucağım.

iyi yolculuklar.

____________________

bu yazıyı okuyup, üstüne alındıysan olduğun yerde üç kere sıçra.
yine de kendine gelmezsin, korkma.

Kasım 17, 2009

lunatica



ortaokuldaydım. sabah uyanınca hala annemle babamın yatağına koşardım. bi sabah yine onların yatağına gittiğimde babam "çay koy hadi" demişti. ben de "nasıl yapıldığını bilmiyorum" demiştim ve çay yapmayı o gün bi cümlelik tarifle öğrenmiştim. zorluğundan değil, sadece bilmiyordum nasıl yapılacağını. annem bu usülde yetiştirmedi hiçbir zaman bizi.

dün okulda bir arkadaşıma iş konusunda yardımcı olmak isterken nasıl işe girilir, iş nedir, ne tür bir iş yapabilir temalı ufak bi brifing vermiş buldum kendimi. biraz şaşırdım, hiçbi şey bilmeden ve birçok şeyden korkarken bi şeyler yapıyorum, yeterince durdum, artık durmak istemiyorum. ancak birisi durdurup soru sorduğunda aslında ne yol kat ettiğimi görüyorum.

buna programlanmamış olarak doğmuş olmama rağmen çalışmak için yaşıyor olmak hayatım, ruhum, bedenim adına onurlandırıyor beni. gerisi, hepsi geçmiş, tırış terane. nanik hepsine. çoluk çocukla ve onun zırvalarıyla uğraşan deli dolu yaşlı gençlik sözüm size; adamım deme, işe yara, öyle adam ol ey ahali!

Kasım 16, 2009

İyi

Kimi var olmak için,
Kimi varmış gibi olmak için,
Kimi onun bunun için,
Kimi kendi dünyası için,
Kimi ona buna kendini pazarlamak için,
Kimi ona buna kendini pazarlamamak için,
Kimi hepsi,
Kimi hiçbiri için yaşamakta, hür veya esir olmakta.


Kimi "ben bunlardan hoşlanmam" der,
ama bunu en başta kendisi yapar,
Kimi "ben bunlardan hoşlanırım" der,
ama onlar için en ufak bi çaba sarf etmez.

Kimi başkasında eleştirdiği her şeyi aslında kendi bünyesinden yola çıkarak der, bunu fark etmez. Fark ettiğinde toz kondurmaz, söylediği her şeyi şiddetle yadsır. Sözleri en dürüst, en doğrular iken, yaptıkları bunun tersi, tanınmaz bir formdadır. İş çığrından çıkar, ne idüğü belirsiz şekiller alır..

Artık,
Eminim ki,
Bunların hepsinde tek bir gerçek vardır:

"Gerçekten iyi niyetliysen, iyisindir; buna rağmen karşılığını kötü alırsan, yalnızca senin kötü şansındır. Eğer art niyetin varsa, içten pazarlıklı bir şeyler yapma peşindeysen mutlaka tökezleyecek, farz ettiğin tüm paranoyalar mutlaka gerçekleşecektir. Gerçekten iyiysen, her şey bugün veya bir gün iyi olacaktır. Bu yüzden içini rahat tutup, bu karmaşaları ister izlersin, ister yerinde çekirdek çitlersin. Şans, hayatın en önemli mucizesi, bu mucizeye ya emekle ulaşırsın ya da gökten zembille indiğinde içine binersin, ancak bunun için de bir emek verirsin (kıçını bir kaldırırsın). Emeksiz hiçbir şey olmaz, gerçek iyi niyetsiz olumsuzluklar yakanı bırakmaz. İyi şeyler istiyorsan, iyi olacaksın canım. Hepsi bu."

Kasım 14, 2009

Chameleon

Oh hello.
Sorry, I didn't recognize your face
Funny hey, how it all fits into place
I'm sorry but what was your name again
I've forgotten about the time when we were friends

Chameleon chameleon
How are you today?
It's been quite awhile since i saw you yesterday
Chameleon chameleon
God I hope, I hope that this is right
I don't know who i'm talking to tonight

Oh hey, are you talking to me
I couldn't tell
For your lack of empathy
It's funny hey, how this all fits into place
What was your business here?
You had me once and you'll never have me again

Chameleon chameleon
What color are you today?
Chameleon chameleon
How are you today?
Chameleon chameleon
What games do you play?
Chameleon chameleon
How are you today?

How are you today?
What color are you today?

____________

All India Radio - Chameleon

Kasım 07, 2009

secret




I don't know why I see the truth in every line
Call me naive but I would rather believe

Kasım 04, 2009

bu sabah


Kasım 01, 2009

some people have r.p.


Ekim 22, 2009

fileden.com mağduru s.cma tanrısı sevenlerine duyuru

şarkıları yükleyip yayınladığım fileden.com sitesine 25 gündür yeni bir şarkı eklemeyip, hesabıma giriş yapmadığımdan, bu zamana kadar yüklediğim bütün şarkılar hiç acımadan bi çırpıda silinmiş, yok edilmiş.
ula insafsızlar, nankör kediler, insan bi merak eder 'ne yapıyor bu kadın, hesabına giriş yapmıyor, 25 gündür bi şarkı bile yüklemiyor, yoksa başına bi şey mi geldi' der, ofisi ayağa kaldırır ama bunlar da herkes gibi nedenlere değil sonuca baktığından geri dönüşümsüz gitti bütün şarkılar.
şu koşturmam bitsin, (nah biter anam) valahi bak bitsin, yüklerim hepsini tekrar. belki bu sefer daha insaflı bi siteden yüklerim; belki bi gün beni merak eden, giriş yapmadığımda 'iyi misin kuzum' diye mesaj atıp halimi soran, 'şarkıların bende güvende, gözün arkada kalmasın' diye teminat veren, insaflı, duygusal, samimi, insancıl bi site bulurum.

iş bu fantezi gibi fantezgiliğimden hala geri durmuyorum fakat müzik dinlemek için bloga giren siz sevgili insanlardan özür diliyorum. 'kusura bakmayın, acık başım meşgul, işim bitsin, söz halledicem şu şarkıları' diyor, hepinize yolunda giden işler diliyorum.

Ekim 14, 2009

lar ler

şu ana kadarki hayatının en büyük şanslarını ve şanssızlıklarını aynı anda henüz yaşadın mı?
lar diyorum, sadece şans veya şanssızlık değil.

ne kadar hırpalayıcı, sarsıcı, kendinden geçirici, heyecana boğucu, krizler yaşatıcı, mutluluktan uçurucu, sinirden ağlatıcı ne varsa, hepsinin üst üste bedenine bombardıman ettiğini bir düşün.

gerçek hayat buymuş diyebildiğin o an, hayatında hissedebileceğin tüm mühim duyguların birden bedenini sarıp sarmaladığı, boğduğu anla eş değer.

beynin, koca bir kazanda kaynarken aniden üstüne soğuk su dökülen düşünceler, üstünden çıkan dumanlar, buharlar, hala çıkan alevler ve sönen, değerini yitiren tüm değerler; hepsi aynı kabın içinde, beyninde. beynin bedeninin tepesinde, al birini vur ötekine. ne yaptığını, ne yapacağını bilemeden, ama elindeki en büyük şanslarının hayalleriyle, en felaket şanssızlıkların hayal kırıklıklarıyla, bir dakika geçer, bir dakika sonra başka türlü geçer..



Eylül 26, 2009

in out in out




sabah saat 6.
feribottayım, otobüs feribotta en önde; ben otobüste en önde oturuyorum. uyurken deniz üzerinde gidiyorum. gözlerimi açıyorum, güneş doğuyor, her yanımdaki denizi izliyorum.

ve güneş doğdu, valizim yanımda, ben evime doğru tek başıma yol alıyorum.

"in, out, in, out we fell so hard, so young.."

yorgun olsam da çok zaman, yenileniyorum; seçtiğim yola girdim, artık ilerliyorum. yılların emekleri, bazen kimi insanların bedenlerinde, bazen de kendi bedenimde beni ödüllendiriyor, yaşam doluyorum. ve bu sevinci her noktamda tüm şiddetiyle hissediyorum,
kendime geliyorum..

Eylül 25, 2009

washout


Eylül 23, 2009

jetstreams



arasında kayboluyorum, uçuyor her şey.
toz kaplıyor önümü, bir an oluyor göremiyorum.
bu sesi duyduğum an her şey değişiyor,
hücrelerim allak bullak oluyor.
hepsinin üstündeyim,
hepsinin altındayım.




nefesi ben alıyorum,
senin ciğerine doluyor.

annem ve ondan bağımsız kulakları

- hhuu fhuu (kendi kendine ıslık çalar) hoşgeldin ikinci ezgi.
- niye ben çok mu ıslık çalıyorum?
- eskiden çalıyodun ya.
- he evet, hiç unutmuyorum bi gün ıslık çalıyorum diye dalmıştın, hıncını benden çıkarmıştın.
- evin zilini mi açık bırakmışım?

işine mi gelmiyo, yoksa çok mu saf, yoksa çok mu sağır çözemedim.
ama sayesinde yine krize girdim : )

sonbahar ürpertisi



Saltillo - A Necessary End ft. Sarah Matthews
sonbahar ürpertisi ve saltillonun sesi.
Saltillo - Grafting ft. Paul Mercer

Eylül 22, 2009

nil asya yiyiciliği




Nil Asya Yiyiciler Facebook Grubu
halası olduğum nil asya esen kızımızın 2,5 yaşında hayatla mücadelesinin çok komik anılarını yazıyorum buraya. keşke herkes onunla tanışsa, hayatı bayram olsa.



- ezdgim gitmeğ, beNi de götüüğr..

senin




güneşli bir günde rüzgarın sesi gibi kulağımdaki fısıltın
çimlere diye koynuna uzanıyorum, orada eriyip çiçeklere karışıyorum
yerime yerleşiyorum, orada bir yerde kayboluyorum
gözlerimi açtığım an, irkiliyorum
o sensin.
beraber yerinaltında, yerinüstünde kaybolduğum
içine eriyip, erittiğim
beraber şekillediğim.
gözlerimin ardından gelen cesaretim
senin olmaya, seninle olmaya.
daima daha mutluluğa ve huzura..
ellerimi yumuşatan, içimi doldurup taşıran, bedenimi ince ince işleyen gerçekliğin
aklımı yerinden oynatan bu gerçek sevgin
her şeyine tapmaya yüz tutuşum
her gece koynunda göklerde bir yerde kayboluşum
her sabah gözlerinin içinde yeniden dirilişim.
şu tatlı rüzgar gibi görünmez, yumuşak, hakim, içime işleyen her şeyin,
sen.
her şeyi görüyorum ama
tek duyduğum senin fısıltın; kokun, tenin, sesin.. her şeyim.

Eylül 21, 2009

evil exhibition


sterling hundley, insanın içinde yaşayan, arada fikri vücudu esir alan; o pis, sinirli, şeytanımsı canlının görüntüsünü çizmiş olmalı. sinir buhranında yanmaktan kömür haline gelmiş, kendini başka bir canlıya beğendirme kaygısı olmayan, çelimsiz ve pis o şeyin renkli gölgesi bu.

Eylül 19, 2009

amiina


yatağa gömülüp, nefes almak için birebir.

taşınabilirlik katsayısı

bir aydan da fazla sürede, bikaç tişörtle göçebe dolaşırken, bana ait en çok yorulan şey diş fırçam oldu. sonunda kendi evimde uyandığım ilk sabah çantamdan çıkardım, dişlerimi fırçaladım ve kutusunda yerine koydum. nasıl bir oh çektiğini ve yerini sevdiğini o an başını çevirerek yerine kıvrılmasından görebiliyordum.
ardından sabah 6'da işe gitmek için yalnızca birkaç saatlik uykuyla yüzümü, kahkülümü yıkarken elimi yüzümü silmek için elimi sağa doğru attığımda bir havlumun bile olmaması her şeyi açıkladı. kendime ait bir havlum dahi yok kendi evimde. kendime ait bir eşya yok. benim için değerli değil artık eşyalar fakat kendi evimde sadece sedefin getirdiği kahve fincanları bana ait ve tek aidiyetim ve en değerlim bu. onları evimde bırakarak şimdi izmire, kendi evime geri döndüm. çok hızlı geçen bir aydan sonra bir kol çantasıyla gece eve geldim, mutfakta tıkındım (özgürce) ve yatağıma kıvrıldım. şimdi baştan başladığım hayatım için tek başıma fikirler üretmeye çalışıyorum, maddi manevi tüm sorumluluğu kaldırabilmek için düşünüyorum. müzik açtım, enn sonunda kendi müziklerimi, sevdiğim şeyleri. en güzel olanı bana ait olan hayatım, nerede olursa olsun.

igoogle alakasızca bizim için çalıyor,
Çok az şeye sahip olan insan değil, asıl çok şeyin özlemini çeken insan fakirdir. Lucius Annaeus Seneca

Eylül 06, 2009

tadında türk filmi


bu gönül uğruna neye katlanmaz, öl desen ölürüm seven ne yapmaz
gel öldür bu ömür böyle tükensin, sana bin can feda seven ne yapmaz

film sıradan ama şu şarkı nasıl naif, nasıl içten, nasıl yürekten.
unufak oluyor içim, içimdeki bu eşsiz sevgiden.

Ağustos 27, 2009

yeni

yeni;
eskinin benzeridir. sürekli bir öncekini anımsatan, onunla beraber şekillenen, yine de ona tamah etmeyen, içine umut katılmış eskidir. yeni, bir düzen için düzensizliktir. dağılmış her şeyi toplamak için gelen taze gündür. beyin israfıdır; bazen enerji patlaması, bazen içinin gücünü emen kenedir. bildiğini sansan da hiç bilmediğin, beklemediğindir. bazen en iyisiyken bazen kötüdür. yeni, hep yalnızdır ama çoktur, çoğalır. alın teridir, doğru hamleler yapılırsa şimdiyi, olması gereken gerçeğe dönüştürendir. sabır, hepsinin ham maddesi, tutkalıdır. bu bohemde sevgi, çekirdekten gelen güç, yeniyi dirilten, yücelten, saygı duyulası, ilaç gibi bir şeydir.


armin van buuren - in and out of love


Ağustos 25, 2009

beautiful things


'Gabriel & Dresden Unplugged Mix' en güzeli ama bu var vimeoda. bir seneden de fazladır bıkamadan dinlediğim, dinlediğimiz en güzel şey. artık koyabilirim buraya, koydum. canlısı ve 6. dakikası

Ağustos 12, 2009

memur kafası

sacma: alO
baba: hemen eve dönüyosun
sacma: noldu baba niye?
baba: göndermiyorum ben seni
sacma: nası yani?
baba: benim hiç arkeolog tanıdığım yok!
sacma: eee..?!
baba: yok işte. eve dön tekrar çalış sınava, gir, seneye kazan, ya da işe gir çalış sonra git okula, göndermiyorum.
sacma: baba delirdin mi, nası göndermiyosun zaten burdayım
baba: ben anlamam bana sormadın kafana göre gittin bi yerlere yine, benim desteğimi alamazsın. dedim sana açıköğretimden öğretmenlik yaz, napıcan kasiyer mi olucan okulu bitirince?
sacma: daha başlamadım bile okula dur bi
baba: gidemezsin zaten göndermiyorum
sacma: haydaa
anne: kızım kpssye gir bari atanırsın belki bu sene
sacma: ulan anne kazandım ben okulu daha ne diyosun
anne: napıcaksın istanbulda nası yaşıycaksın
sacma: e yaşıyorum işte alla halllahh
baba & anne: (beraber ah vah dansı yaparlar) bikbibbikbikbik
telefon kapanır.

bayılıyolar mutsuzluk için sebep çıksın, ona buna dert yanalım, içmek için bahane olsun. onlar da böyle mutlu oluyolar napiim.
iyi de, daha ne konuşuyonuz lan kazandım işte ahauahuaha

Ağustos 06, 2009

Corazón, Corazón




Es inutil dejar de quererte
ya no puedo vivir sin tu amor
no me digas que voy a perderte
no me quieras matar corazon
yo que diera por no recordarte
yo que diera por no ser de ti
pero el dia que te dije te quiero te di mi cariño y no supe de mi
corazon
corazon
no me quieras matar corazón

si has pensado dejar mi cariño recuerda el camino donde te encontre
si has pensado cambiar tu destino recuerda un poquito quien te hiso mujer
si despues de sentir tu pasado me miras de frente y me dices adios
te dire con el alma en la mano que puedes quedarte por que yo me voy
corazon
corazon
no me quieras matar corazón

si has pensado dejar mi cariño recuerda el camino donde te encontre
si has pensado cambiar tu destino recuerda un poquito quien te hiso mujer
si despues de sentir tu pasado me miras de frente y me dices adios
te dire con el alma en la mano que puedes quedarte por que yo me voy
corazon
corazon
no me quieras matar corazón...


Chavela Vargas

Ağustos 04, 2009

şans





"kafama kuş sıçtı, kafam kadardı götü."

güllü




ilkokul 1. yıl 1994
yıl sonu müsameresinde feyza'yla kavga ediyoruz, 'tunahan benim olucak! hayır benim!' diye. kepçe tunahanın bi kolunu ben, diğerini o çekiyo, ikiye ayırıcaz çocuğu. sonra, her zamanki gibi sevgili öğretmenimiz atufet çiftçi bana sümüklü murat'ı layık görüyo, limon saçlı murat sevinçten havalara uçuyo, karşıma geçip keko gibi halı kaşlarını oynatıyo. feyza tunahan'la fiki fiki dönüyo, ben kederden ne hallerdeyim. kibrit kollarım o zaman sırf kemik, beyaz tişörtün içinde jack gibiyim, altımızda kırmızı pileli etek; nasıl çelimsiz, çirkin. müthiş koreograflı sınıf gösterisinden sonra, feyza dansöz kıyafetini giyip solosunu yapıyo, 'kasımpaşalıyıım eli maşalıyıım' derken göbeği hulahop kıvamında çevirip; bi el belde, ötekinin işaret parmağını seyirciye doğrultuyo, şopar ebeveynler çılgın atıyo! nası kıskanıyorum o şopartik ilgiyi, üstüne tunahan'ı da kaptı diye küsüm hayata, ama göbecik atıyorum kenarda gizli gizli.. mutsuzluğa bak hele : )


abe tencerem var tavam var
kasımpaşalıyım -avam var
takunyamın tıkırtısı
abe nedir bu çirkef gacıların sıkıntısı?!
alla hallaahh
düşmanlarım çatlasın
düğünüme de beklerim
-ediyesiz gelmeyin yırtarım

Ağustos 03, 2009

yaz nedir?


aylar boyunca kurulan fantezilerin boşa çıkmasıdır. az kalabalık ve tanımadık yüzlerin olduğu sokaklarda asfalttan vuran sıcağı her yanında şapır şapır ter olarak hissetmektir. tembelliğin ta kendisidir. kışın soğukta büzüşen beyin ve beden yazın sıcakta pörsür; yaratıcı, eğlenici, keyfi bütün fikirler buhar olur gider. insan oturur düşünür;
´bi şey yapıcaktım ben, yaptım mı?´
boşa geçen vakit vicdanı orta yerinden oyar, işin içine maddiyat girer, halen yapılamayanlar insanı oturduğu yerde gerer. varsa bi güzelliği, güzel bir insanla olan öylesine anlardır. oturduğun yerde, -sıcakta- konuşursun, gülersin, sıkılırsın, beklersin, düşünürsün, bir bakarsın uzun süredir gördüğün kalıcı tek yüz budur. bir bakarsın, iyinin ta kendisidir, yüreciğini derinden okşar iyi niyeti; seversin, eskiden sevdiğin gibi dostlarını. nedir benim bu yaz'ım? diye sorarsın işsiz güçsüzce: 'iyi insanlarla geçirimsiz zamanlardır'. ardında bıraktığı mutluluktur; güzellik, tattır.





leaving reason far behind
nothing here is cruel or kind
only your desire to set me free
let us lie here all alone
worn away like river stone
let us be the sirens of the sea
*ilk 2 dakkası cıptıs ama neyse. uplifting işte

Temmuz 31, 2009

disguise


Temmuz 27, 2009

Tangos De Pepico



ay pepe mío, ay pepe mío ven pa'cá
que no me hagas más sufrir
que ni tampoco más llorar